İnsanlığın Karanlık Yüzü: Yamyamlık
Rusya’nın krasnodar kentinde yol çalışması sırasında işçiler bir telefon
bulurlar. Telefonun kime ait olduğunu öğrenmek için karıştırdıklarında şok
olurlar çünkü resimlerde bir erkeğin ağzında insan eli vardı. Telefon Vakit
geçirmeden polise teslim edilir ve rus polisi telefonun Dimitri bakşev’e ait
oldu tesbit edilir. Dimitri Bakşev’in evine yapılan baskında polisler buz
dolabında insan parçaları bulurlar ve Dimitri ve karısı natali tutuklanır
yamyam çift sorguda 18 yıl boyunca 30 kadar insanı kaçırıp öldürdükten sonra
yediklerini itiraf ettiler. Yamyamlık nerdeyse tüm toplumlarda korkunç ve
çılgınca bir eylem olarak görülür ve yamyamlar genellikle akıl hastanelerine
kapatılırlar. Peki ya atalarımız?
Evrimsel süreç boyunca hominidler hayatta
kalmak için ya da sosyal ritüellerde yamyamlık uygulamalarında bulunmuşlardır.
1) 900000 yıl önce İspanya’daki
arkeolojik sit alanı Gran Dolina’da bulunan yedi Homo antecessor bireyinin
kemikleri, yamyamlık uygulamalarına dair belirgin izler taşıyor: insan dişi
izleri, kesik izleri ve iliği ortaya çıkarmak için yapılmış kırıklar. Bu
kemikler, diğer dokuz memeli türünü temsil eden kemiklerle karıştırılmıştı.
Ayrıca kasaplık işlemleri görmüş ve yenmiş 22 birey vardı. Araştırmanın baş
yazarı Jesús Rodríguez, “Analizlerimiz, herhangi bir avcı gibi Homo
antecessor’un da, maliyet-fayda dengesini optimize etme ilkesini izleyerek
avını seçtiğini gösteriyor.” diyor.
2)
belçika’daki Goyet
Mağaralarında yapılan araştırmalarda, Neandertallerin sadece atları ve ren
geyiklerini değil, birbirlerini de yediğine dair tüyler ürpertici kanıtlar
bulundu.Mağarada bulunan yaklaşık 40.000 yıllık yeni doğmuş bir bebek, bir
çocuk ve dört yetişkine ait kemikler, kesik izleri ve kırma izlerinin kesin
kanıtlarını taşıyor.Arkeolog Christian Casseyas, burada yamyamlık yapıldığının
kuşku götürmez bir gerçek olduğunu söylüyor.
3) Yine ispanya, Malaga’daki Cueva de El Toro’da
keşfedilen iskeletler Erken Neolitik döneme, diğer bir deyişle MÖ yaklaşık 5300
ila 4800’e dayanıyor. Mağarada, kemikleri ölümün kısa bir süre ardından
gerçekleşmiş kesilme, sıyrılma, doğranma ve ezilmeye dair bariz izler taşıyan
en az dört yetişkin ve üç çocuk bulunuyor. Cueva de El Toro’da ele geçirilen
deliller yamyamlığın, kafatası kadehin de rol oynadığı ritüelleşmiş eylemlerle
evsel bir ortam içerisinde uygulandığını gösteriyor. Araştırmacılar, Neolitik
dönem İspanya’sına dayanan diğer örneklere dayanarak, bu uygulamanın ilk tarım
toplulukları arasında yaygın olduğunu düşünüyor.
4) Meksiko’nun yakınındaki Tlatelcomila şehrinde MÖ. 700-500 yılına tarihlenen yani 2700 yaşında kemikler bulundu. Bulunan kemikler de burada yaşayanların yamyamlık yaptığını gösteriyor. Orta amerika’nın Klasik Öncesi Dönemi’ne tarihlenen kemiklerde kesik izleri ve tahribat görüldü, ve bu kemikleri yüksek ısıya maruz kaldığı fark edildi. 18 erkek, kadın ve çocuğun parçalar halindeki kalıntılarında etlerinin kesildiğine ve ölüme yakın bir zamanda kemiklerinin kırıldığına dair kanıtlar var. Yapılan analizler ise kemikte renklerin ölümden sonra değil, ölümün gerçekleştiği dolaylarda ortaya çıktığını gösteriyordu. Kızartılmış kemiklerde “etin suyu kemiğin etrafında toplanıp içine az oranda nüfuz etmiş.” Yani “Isı yükseldikçe etten çıkan kan kırmızı lekelere neden olmuş” diyor araştırmacılar.Haşlanmış kemikler ise sarının farklı tonlarına sahipti. Bu da düşük ateşte, annatto (renkli bir baharat), pipian (bir tür balkabaği) ya da şili biberi gibi renkli malzemelerle pişirildiğini gösteriyor. Bu baharatlar “karotenoid” adı verilen ve yemekleri, kumaşları, saç ve hatta kemiği boyamak için kullanılan biyolojik pigmentlerle doludur.
5) İkinci dünya savaşı sırasında Sovyetlerde
meydana gelen kıtlık sebebiyle insanlar hayatta kalmak için sıklıkla yamyamlığa
başvurmuşlardır. Hatta Sovyet kaynaklarına göre insan parçası satan kasaplar
ortaya çıkmıştır Savaş sonrası Sovyet hükümeti ölüleri yiyenlere hapis cezası
vermiştir insan öldürüp yiyenleri ise idam etmiştir.
Her ne kadar iğrenç ve mide bulandırıcı olsa da
yamyamlık atalarımızın sıkça başvurduğu bir hayatta kalma taktiğiydi ve
günümüzde dahi ortaya çıkmaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder